Çeşitli ülkelerde bulunan lazer enstitülerinde yapılmış olan bir çok uzun dönemli klinik araştırma programı “soğuk-ışın” düşük düzey lazer terapisi ile biyo-stimülasyonunun, deri ve saça sayısız olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. LaserComb saç foliküllerinizi yararlı ışık ile yıkayarak saç foliküllerine enerji vermek üzere tasarlanmıştır.
Işık enerjidir. Yaşayan hücreler ışık sever ve kafa derisi dokunuz da farklı değildir. Işığın kimyasal enerjiye dönüşümünü açıklamak için en sık verilen örnek, fotosentezdir. Bitkiler kimyasal enerjiye dönüştürülen ışık tarafından beslenirler.
Hücre kültürleri üzerinde yapılmış olan bilimsel çalışmalar lazerin yumuşak dokuya nüfuz ettiğini ve tüm yaşayan hücrelerde, bir reaksiyon bölgesinden diğerine enerji taşıyan temel molekül olan ve vücuttaki ortak enerji paketi olarak da adlandırılan adenosin trifosfat'ın (ATP) düzeyini arttırdığını göstermektedir.
Dünya çapında saygın ve ünlü bir bilim adamı olan Popp'a* göre yaşayan hücreler aslında lazer ile aynı özellikleri gösteren birbiriyle hizalanmış ultra-zayıf fotonlar (ışık) saçmaktadır. Popp'un teorisine göre vücüdumuzdaki yumuşak doku ve sıvılar aslında titreşim yapmaktadır! Bunu da düşük düzey lazer'inkine benzer bir frekans aralığında yapmaktadırlar. Popp'a göre “hasta” hücreler “ışığa açtır” ve düşük düzey lazer ile doğru frekans aralığında ışınlandığında “ışıklanıp” yeniden sağlıklı hale gelmektedirler.
*Popp FA. On the coherence of ultraweak photon emission from living tissues. Kilmister CW (ed), Disequilibrium and Self Organisation, 207-230. 1986 Reidel
Pek çok bilimsel teoriden* bir başkası ise sağlıklı fonksiyon için hücrelerin büyük ölçüde civardaki hücreler ile enerji ve “bilgi” alışverişinde olması gerektiği yönündedir. Bu da kuantum düzeyinde çalışan düşük düzey lazer tarafından etkilenen inter-konektif plazma yoluyla hücrelerin birbirleriyle “iletişim” kurdukları dalga sistemleri ile gerçekleşmektedir.
*Wolbarsht ML. Ed: Clinical aspects of laser research. Plenum Press New York p116 1977
Lazerin hücre frekansı üzerindeki etkileri:
Sembolik Diagram
 |
 |
Lazer uygulaması öncesi
Hücre osilasyonu |
Lazer uygulamasından
sonra “ahenkli” hale
getirilen hücreler |
- DDLT'nin Biyolojik Etkileri (*)
1. Arteriyel Mikro-Dolaşımda artış: Hem vazodilasyon hem de damarların rejenerasyonu
2. Venöz ve Lenfatik Akışta artış: Klinik olarak ödemde azalma ile sonuçlanır.
3. Dokunun İnflamasyonunda Azalma: Fagositoz yapan lökositlerin sayısında artış
4. Hücre Bölünmesi Hızında Artış
5. Daha Hızlı Şekilde Epitelyumun Yeniden Oluşması
6. Daha Hızlı Kolajen Oluşumu
7. Daha Hızlı Yara İyileşmesi
8. Minimal Skar Dokusu Oluşumu
9. Keloid Oluşumunda Azalma
10. Dokuda Enerji Artışı
- Hücresel mitokondride bulunan ATP'de artış
- RNA ve DNA üretiminde aktivasyon
11. Saç Büyümesinin Uyarılması
* Pötinen, PJ. Low Level Laser Therapy as a Medical Treatment Modality, Art Urpo LTD., Tampere, Finland, 99-101, 1992.
1. Saç Stimülasyonu için DDLT, Uluslararası Saç Yenilenmesi Cerrahisi Topluluğunun 9. yıllık toplantısı, Puerto Vallarta, Meksika, 20 Ekim, 2001
2. Saç Kaybının Önlenmesi ve Yeniden Saç Büyümesi için DDLT, Amerikan Kozmetik Cerrahi Akademisinin 18. yıllık toplantısı, Fort Lauderdale, FL, 3 Şubat, 2002
3. DDLT ile Saç Kaybının Önlenmesi ve Saçın Yeniden Büyümesi, İtalyan Saç Yenilenmesi Cerrahisi Topluluğunun 7. yıllık kongresi, Floransa, Italya, 5 Haziran, 2002
4. DDLT ile Saç Kaybının Önlenmesi ve Saçın Yeniden Büyümesi, Avrupa Saç Yenilenmesi Topluluğunun 5. yıllık kongresi, Londra, İngiltere, 9 Haziran, 2002.
5. DDLT ile Saç Kaybının Önlenmesi ve Saçın Yeniden Büyümesi, Amerikan Kozmetik Cerrahi Akademisinin 19. yıllık toplantısı, Palm Springs, CA, 26 Ocak, 2002
S: Nasıl saç dökeriz?
Y: Bu konuyu anlamak için saç dökülmesi ve yeniden çıkması döngüsünün temellerini bilmek gerekir.
Aslında bir insanın kafasındaki her bir saç teli birkaç yıl uzar ve daha sonra dökülür. Bu saç telini büyüten kök birkaç hafta dinlendikten sonra dökülen saçın yerine aynı kökten yenisini çıkartmaya başlar*. Bu süregelen döngü hayatımız boyunca devam eder. Ancak pek çok insan yaşlandıkça, daha az sayıda saç dökülenlerin yerini alır. Saçlar zaman ilerledikçe daha ince ve açık renk saç ile değiştirilirler, böylelikle saç incelmesi oluşur.
S: Düşük düzey lazer nasıl çalışır?
Y: Düşük-düzey lazerlerin nasıl çalıştıklarına dair teoriler vardır. Vücudumuzdaki yumuşak doku ve sıvılar soğuk-ışın, kırmızı ışık lazeri ile benzer frekanslarda titreşim yapar. Pek çok bilimsel teoriden birine göre* sağlıklı fonksiyon için hücreler büyük ölçüde civar hücreler ile enerji ve “bilgi” alışverişine bağımlıdır. Bu da hücrelerin birbiriyle haberleştiği inter-konnektif plazma yoluyla tek tek dalga sistemleri ile elde edilir.
Bir hücrenin titreşimleri düzensiz olduğunda veya bu ortak haberleşme sistemlerinin dışına çıktığında o hücre sağlıksız durumdadır. Ancak, kuantum düzeyinde çalışan düşük düzey lazer ile ışınlandığında tekrar ahenkli hale gelir.
* Wolbarsht ML. Ed: Clinical aspects of laser research. Plenum Press New York p116 1977
- DDLT'nin Saç Kaybında(Erkek ve Kadın) Kullanımı ile İlgili Rapor Edilmiş Klinik Çalışmalar
NOT: Bu tıbbi çalışmalar sunulmuş olan raporların özetleridir. 1950'lerden beri lazerler dahil çeşitli ışık kaynakları, saçı uzatmak ve saç kaybını durdurmak için kullanılmıştır. Bu çalışmalardan bazıları ışığa hassasiyeti olan ilaçları içermektedir. Bu çalışmalara burada yer verilmemiştir.
Prof Andre Mester (1964)
Prof Andre Mester 1964 yılında Budapeşte, Macaristan'da düşük güç lazer enerji ile deneyler yapmaya başlamıştır. Düşük enerji lazere maruz kalmanın biyolojik sisteme uyarıcı etkisinin olduğunu ancak yüksek enerji lazere maruz kalmanın yavaşlatıcı etkisinin olduğunu görmüştür. Fareler üzerine yaptığı yara tedavisi deneylerinde, kanın mikro doaşımındaki artışdan dolayı yaralarda hızlı iyileşme olduğunu fark etmiştir. Bu iyileşme distrofik yaraları olan diyabet hastalarının lazer ışık ile tedavi edilmesinde de belirgin şekilde görülmüştür. Başka koşullar altında iyileşmeyen yaraların iyileştiğini gördüğünde şaşırmıştır. Ayrıca tedavi gören bölgelerde saç uzamasında ve saç kalınlaşmasında da artış olduğunu tespit etmiştir. Bu teori ortaya çıktığından itibaren geliştirilmiş ve giderek girişimsel olmayan saç kaybı tedavileri arasında en yaygın yöntem olmaya başlamıştır.
Lazer araştırmacısı Dr. J. Layton Write'a göre: “Lazer Saç Terapi saç folikülünün mikro dolaşımını arttırır, bu da besinlerin ve taze oksijenlenmiş kanın saç foliküllerine ulaşarak doğal saç büyüme döngüsünün uyarılmasıyla sonuçlanır.”
Dr. Trelles (1984)
Dr. Trelles 1984 yılında yaptığı bir çalışmada 632,8 nm'de HeNe Lazer ile tedavi edilmiş alopesi ariata olan hastaların iyi yanıt verdiklerini göstermiştir. Dr. Trelles alopesi ariata olan hastaların çoğunun birkaç hafta süreyle haftada iki kez yalnızca 6-8 tedavi uygulamasından sonra iyi yanıt verdiklerini rapor etmiştir. Dosaji cm2'de 3-4 joule arasında değişen He-Ne lazeri alopesi ariata'dan 30 santimetre uzağa yerleştirilmiştir. Fiberler veya lensler kullanılmamıştır. Aynı çalışmada radyasyon ile işlem görmüş alopesi ariata bölgelerindeki saç şaftınn yapısının mikroskopik değerlendirmesi tedaviden sonra keratin bakımından zengin medulla göstermiştir. Günlük yapılan tedavilerin iritasyondan dolayı olası saç kaybında artışa neden olduğu ve yeniden saç büyümesine engel olduğu görülmüştür.
Japon Lazer Terapi Birliği (1992)
Japon Lazer Terapi Birliğinin 1992'de yapılan 4. yıllık toplantısında, lazer ile tedavi edilmiş stres kaynaklı alopesi ve alopesi ariata olan erkek ve kadınlarda hem saç büyümesinde hem de saç foliküllerinin yoğunluğunda artış rapor edilmiştir. Rapor edilen 2 yayında 40 vakadan yalnızca birinde başarısız olunmuştur.
Lazer Konferansı, Helsinki Finlandiya (1993)
Helsinki, Finlandiya'da 1993 yılında sunulmuş olan yayınlanmamış bir çalışma DDLT'nin Androgenetik Alopesi üzerindeki etkisini göstermektedir. Helsinki'de 1993 yılında, genç erkeklerde kalıtımsal Androgenetik Alopsi'nin tedavisi için plasebo lazer ile çift kör karşılaştırmalı bir çalışma sunulmuştur. Bu çalışma DDLT işlemlerinin saç büyümesi, saç kaybını önlemesi ve saç şaftının tensil gücünü attırması üzerindeki olumlu etkilerini açıklamıştır.
Helsinki Lazer Konferans'ında DDLT'nin etkisinin bir plasebo grup ile karşılaştırılmasını gösteren araştırma sonuçları sunulmuştır. Lazer grubunda yeniden şaç büyümesinin açıkça olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, lazer ile işlem görmüş gruptaki hastalardan biri hariç, tümünde saç kaybı tamamen durmuştur. 3'ü hariç tüm hastalarda, Hamilton sınıflamasında en az bir kategori düşerek, belirgin şekilde yeniden saç büyümesi görülmüştür.
Tedavi sonrası dermiste görülen saç foliküllerinin miktarının tedavi öncesi ile hemen hemen aynı olduğu saptanmış, ancak gözle görülebilir saç büyümesi olan birçok yeni folikül de görülmüştür. Foliküllerin %50'si şimdi anagen fazındadır (büyüme).
Histolojik bulgular karşılaştırıldığında, lazer tedavisi gören hastaların %83'ünde anagen saç foliküllerine değişim olduğu gözlemlenmiş ancak plasebo hastalarının hiçbirinde bu görülmemiştir. 18 hastanın 14'ünde saç kalınlığında artış olmuş ve 18 hastanın tümünde saç gerici ile ölçülen genel saç şaftının kalitesinde düzelme olmuştur.
Sonuçlar plasebo grupta herhangi bir düzelme göstermemiş veya tedavinin herhangi bir yan etkisi olmamıştır.
Prof. Pekka J. Pöntinen (1996)
Profesör Pöntinen düşük düzey lazer terapinin kronik, özellikle kas, iskelet ve miyofasiyel ağrı ve fonksiyon bozuklukları, damar rahatsızlıkları, yara ve ülser tedavisi için nasıl uygulanacağı konusunda yaptığı teorik ve pratik çalışmalar ile DDLT'nin İskandinavya'daki öncülerindendir.
Prof. Pekka J. Pöntinen Lazer Saç Bakımı'nın skalpteki kan akışı üzerindeki faydalı etkisini tespit etmiş ve sonuçlarını 1996 yılında yayınlamıştır.
Skalpteki kan akışı üzerindeki etkiyi tayin etmek için, saç lazerlerinin ciltteki kan akışı üzerindeki etkileri üç farklı cihazda ölçülmüştür. Çalışmada Laser Hair Care (670 nm), hastaya fiberler ve lensler yoluyla ışık tranfer eden bir lazer içeren He-Ne (632,8 nm) lazeri, ve lazerleri çıkartılmiş bir Laser Hair Care lazeri (plasebo) kullanılmıştır.
Laser Hair Care lazeri ile skalpteki kan akışının %54 artmış olması Lazer sistemlerindeki farklılıkları göstermektedir. He-Ne lazerinin herhangi bir etkisi olmamış ancak Plasebo akış hızını %36 oranında azaltmıştır. Ek olarak, tedaviden önce ve sonra ölçülen cilt ısılarında çok az değişiklik görülmüştür.
Avrupa'daki Çalışmalar (1997)
1997 yılında bir grup Avrupalı bilim adamı skalpteki alopesi tedavisinde DDLT'nin kullanımı ile ilgili çalışmalarını yayınladılar. Çalışmanın yazarları skalp alopesisinin tedavisinde düşük enerji lazerinin (DDLT) etkinliğini kanıtlamaya çalıştılar. Altmış hasta iki gruba ayrıldı: A) lazer grubu, 33 hasta hem DDLT hem de klasik terapi ile tedavi edildi; B) kontrol grubu, 27 hasta yalnızca klasik terapi ile tedavi edildi. Tedavinin öncesinde, tedavi sırasında ve sonrasında histolojik numuneler incelendi.
A grubunda sonuçlar B grubuna göre daha üstün ve iki misli kısa sürede elde edilmiştir. İyi sonuçların devamı için klasik tedavinin uzun süre uygulanması gerekmektedir. Skalpteki alopesi tedavisinde DDLT'nin faydalı bir tamamlayıcı metod olduğu sonucuna varılmıştır.
Aynı Avrupalı bilim adamı grubu 1998 yılında DDLT'nin alopesi ve krural ülserlerin tedavisindeki kullanımı hakkındaki bulgularını yayınladılar. Yazarlar değişik nedenlerden oluşan skalp alopesisi ve krural ülserler üzerinde DDLT'nin etkinliğini kanıtlamaya çalışmışlardır. Kullanılan lazer, kırmızı diyodlu, sürekli emisyon veren, 8 mW güçte, 670 nm dalgaboyunda, bazı noktalarda spot büyüklüğü yaklaşık 5 mm çapında olan bir lazerdir. Kontrol olarak klasik terapi kullanılmıştır. Tedavinin öncesinde, tedavi sırasında ve sonrasında alopesi bölgelerinden histolojik numuneler alınmıştır. Lazer gruplarında (alopesi ve ülserler) sonuçlar daha üstün ve kontrol grubuna göre iki veya üç misli kısa zamanda elde edilmiştir. Skalpteki alopesi ve krural ülserlerin tedavisinde DDLT'nin çok faydalı bir tamamlayıcı metod olduğu sonucuna varılmıştır.
Dr. Glenn Charles, LaserComb Klinik Denemeleri (11 Mayıs 2004)
Florida'da yerleşik bir saç transplantasyon merkezinde cerrah olan Dr. Glenn Charles, LaserComb'u kullanarak cihazın etkinliğini ve olası kullanım alanlarını tespit etmek için bir dizi klinik çalışma yapmıştır. Dr. Charles, LaserComb'un saç büyümesine yardımcı olmasına ek olarak saç nakli hastalarında da iyileşme süresinin hızlanmasında ve skar oluşmunun azalmasında faydası olup olmadığını araştırmak istiyordu.
Ayrıca, saç nakli hastalarında ameliyat sonrası “şoktan” dökülen saçlarda (telojen efluviyum) LaserComb kullanımı ile azalma olup olmadığını tayin etmek istiyordu. Dr. Charles profesyonel bir şekilde verilerini doğrulamak için hastalarında saç sayımını, saç rengini, saç ile skalpin genel sağlığını gözlemleyerek klinik denemeler gerçekleştirdi.
Amerika Gıda ve İlaç Dairesi FDA'ya gönderilen bir klinik çalışma, yaşları 21 ila 59 arasında değişen beş erkek denek ile ilgiliydi. Tüm katılımcılar saç kaybı yaşamakta ve saç kaybı için herhangi bir ilaç (Propecia, Rogaine, veya Avacor) kullanmamaktaydı. Biri ön ve diğeri taç bölgesi (başın arkası) olmak üzere, her hastanın başının iki bölgesine dövme yapıldı. Çalışmanın başında ve daha sonra 4. ayda manuel ve bilgisayarlı saç sayımları gerçekleştirildi.
Saç veya skalp özelliklerinde görülen her tür değişiklik dikkate alındı. Tüm deneklerde saç sayımında ortalama %40 ila %55 arasında değişen bir artış görüldü. İki hastada ayrıca saç renginde koyulaşma (gri saç miktarında düşüş) görüldü. Bir hastada skalp kuruluğunda (kabuklanma) belirgin düzelme görüldü, iki denekte ise saç veya skalp özelliklerinde belirgin değişiklik görülmedi. Deneklerden herhangi birinde çalışma ile ilgili bir şikayet veya çalışmanın olumsuz bir etkisi görülmemiştir.
Dr. Charles saç nakli hastaları üzerinde yaptığı bir analizde, ameliyatın hemen sonrasında LaserComb kullanan hastalarda daha hızlı iyileşme, mevcut saçta şoktan dolayı daha az dökülme, transplant edilmiş foliküllerde daha hızlı büyüme olup olmadığını tespit etmeye çalışmıştır. Çalışmaya katılan her hastaya verici ve alıcı bölgelerin yalnızca sağ tarafına her gün 10 dakika süreyle lazer ışığı uygulamaları için talimat verilmiştir. Sağ ve sol bölgeler karşılaştırılarak 1. günde, 1. haftada, 1. ayda ve 6. ayda takip ziyaretleri yapılmıştır.Dr. Charles'a göre tüm hastalarda skalpte görülen ameliyat sonrası kızarıklık lazer ile tedavi edilen tarafta daha hızlı bir şekikde kaybolmuştur. 3 hastanın dışında diğer hastalarda şoktan dolayı dökülen saçlarda azalma ve yeni transplant edilmiş foliküllerde daha hızlı büyüme görülmüştür. Bu 3 hastada lazer ile tedavi edilmiş bölge ve tedavi edilmemiş bölge arasında ölçülebilir bir fark görülmemiştir.
Dr. Charles her iki çalışmanın sonuçlarını gözden geçirdikten sonra lazerlerin herhangi bir zararı olmadığı konusunda kendini çok emin hissetmekte (Her iki çalışmada herhangi bir yan etki görülmemiş ve hastalardan şikayet olmamıştır) ve insanların önemli bir yüzdesinin Lazer Işık Terapisini kullanarak bir veya bir çok yönden fayda göreceklerine inanmaktadır.
Dr. Charles, saç transplant hastalarında bu faydaları şöyle özetlemektedir;
• Mevcut saçların şoktan dolayı dökülmesinde azalma,
• Skalpin daha hızlı bir şekide normal pigmentasyonuna kavuşması
• Nakledilmiş saç foliküllerin daha hızlı büyümesi.
LaserComb'u kullanan ancak transplant olmamış hastalarda ise skalpin kuruluğunda ve kabuklanmasında (seboreik dermatit) iyileşme gözlemlenmiştir. Ayrıca, toplam saç folikül sayısında artış ile birlikte saç şaftının çapında da artış olabilir. Bazı hastalar LaserComb'u kullandıktan sonra orjinal saç renklerini (pigment) daha fazla görebilmektedir. Genel olarak hemen hemen tüm hastalar HairMax LaserComb'u kullandıktan sonra saçlarının veya kafa derilerinin daha sağlıklı ve dolgun olduğunu hissettiklerini söylemişlerdir.
|